Bu döneme, "Özgürlüğe karşı birinci atılım", "Birinci kaprisler çağı",
"Egosantrik dönem", "3 yaş bunalım dönemi" gibi isimlerde verilmektedir. Çocuk,
ego''sunu, yani benliğini bu dönemde keşfeder. Bu keşif iyi olamaz, başarılı
atlatılamazsa, halkın egoist dediği, bencil bir tipin ortaya çıkması çok
doğaldır. Ortaya çıkan daha sonra giderilebilmesi ancak uzman yardımlarıyla o
devrede veya daha sonraki ay ve y Bu döneme, "Özgürlüğe karşı birinci atılım", "Birinci kaprisler çağı",
"Egosantrik dönem", "3 yaş bunalım dönemi" gibi isimlerde verilmektedir. Çocuk,
ego''sunu, yani benliğini bu dönemde keşfeder. Bu keşif iyi olamaz, başarılı
atlatılamazsa, halkın egoist dediği, bencil bir tipin ortaya çıkması çok
doğaldır. Ortaya çıkan daha sonra giderilebilmesi ancak uzman yardımlarıyla o
devrede veya daha sonraki ay ve y
ıllarda derinlemesine çalışılarak mümkün
olabilmektedir.
Böyle bir sonucun daha sonra giderilmeye çalışılması şöyle bir örnekle ele
alınabilir: Bir pencere camını kırmak veya kırmamak. Biraz dikkat edilir ve cam
kırılmazsa mesele yoktur. Eğer cam kırılmışsa o taktirde o kırık camlar toplanıp
fabrikasına gönderilir, kırık parçalar tekrar cam haline getirilebilir ve bir
usta tarafından yerine yeniden takılabilir. Birinci yol çok basittir. Küçük bir
dikkat, ikinci zahmetli yoldan insanı korur.
3 yaş bunalım döneminin başarılı veya başarısız geçmesi ve sonradan telafiye
çalışılması aşağı yukarı bu örnekte verildiği tarzdadır. En iyisi bu dönemi
anne ve babanın iyi tanıyarak, buna uygun davranışları benimseyebilmeleridir. 3
yaşına kadar çocuk çevresindeki mekanı yavaş yavaş keşfetmiş ve inşa etmiştir.
Evde zararlı işler, örneğin tabakları kırmak, merdivenden düşmek vs. gibi
yapabilir (dikkat). Tedbirli olunmalıdır. Tedbir alınmalıdır. Merdiven
başlarına parmaklıklı kapı yapılması gibi tedbirlere gitmek lazımdır.
Bu dönemde anne-baba çocuğuna sık sık "Koşma düşeceksin, dokunma kirleteceksin,
dikkat et bir yerini acıtacaksın" der dururlar. Hastalıktan yeni kalkmış bir
kişiye yavaş yavaş odada dolaşmaya başladığı zaman bundan sevinç duymamız
gerekir. Oysa böyle yapmayıp da onun bu hareketine kızgınlık gösterilirse,
hastanın iyi olma azmi kırılabilir. Ayağa kalkmaya hasret kalmış hasta kendine
bu gücü bulabiliyorsa hatta doktor kendisine engel olmak istese bile ayağa
kalkma işini yinelemek isteyecektir. Çocuk için de durum böyledir. O özlemle
yürümeyi, gelişmeyi, bilgisini artırmak için etrafı karıştırmayı
arzulamaktadır. 3 yaşındaki çocuk elinden gelse dünyayı keşfetmeye çalışır.
Kırılabilecek şeyleri kırmaya, kalemlerle bir yerleri çizmeye ihtiyacı vardır.
Buna göre bir oda veya köşe hazırlanması evde çocuk için faydalı olur. Çocuğu
bütün bunlarda tecrübe sahibi olmasında kontrolümüz dahilinde serbest
bırakmalıyız.
Çocuk bu çağda (2.5-4 yaş) çevreden ve aileden adeta çözülerek hürriyet yolunda
ilk merhaleyi aşar. Amaç ileride tek başına hayatını yaşayabilecek hale
gelmesidir. Bunun ilk sınavı bu dönemde verilmektedir.
Bir kuşun uçabilmek için ilk palazlanmaya başlaması bunun güzel bir örneğidir.
Böyle böyle kuş uçmayı öğrenecektir. O da kendi başına yuva kuracaktır, onun da
yavruları olacaktır ve böylece tabiat devam edip gidecektir. Bu döne min bir
diğer adı da "ilk karşı koyma bunalım dönemi" dir. Bu nedenle çocuk kendisine
vasilik edenlere karşı koymadan rahat edemez. Bunun da sebebi şudur: O kendi
kuvvetini tanıyacaktır. Kendi öz kuvvetini deneyecektir. Kendini kabul
ettirmeye çalışacaktır. Daha ileriki yıllarda geçireceği, ikinci bunalım dönemi
için güç toplayacaktır. Sosyal benliği keşfetme buhranı, bunun için daha
şimdiden kendisine cemiyette bir yer temin etme sancılarını halledebilmek için
zeminler hazırlamakla meşguldür.
Bütün bunlar normaldir. Yaşamanın, gelişmenin, evrelerin bir neticesidir.
Bunlar bilinmezse çocukta bu karşı koymalar çok şiddetli hâl alır ve daha büyük
kaprisler şeklinde belirir. Çocuğun bu özelliği anne-baba tarafından
hatırlanmazsa çok ciddi karı-koca sorunları ortaya çıkabilir. Zira eşler mutlu
olmak için evlenmişlerdir. Oysa çocuk türlü kaprisleriyle onlara adeta hayatı
çekilmez hale getirmektedir. Nitekim halk arasında bir söz vardır, evliliğin
tekli yıllarında karı-koca sorunları, kavgalar çok olur denilir, yani 3, 5, 7
nci yıllarında, 3 yaş ve 7 yaş buhran dönemleri bilinseydi, bu sun''î karı-koca
sorunları doğmazdı. Esasen evlilik psikolojisine göre eşler herhangi bir
şekilde zaafa uğradıkları taktirde, birbirlerini suçlamak yoluyla konuyu
saptırma eğilimi vardır. Örneğin ekonomik sorunlar karı-kocanın ciddi
kavgalarının doğmasına neden olabilir. Oysa karı-koca masumdur. Sorun
ekonomiktir, bunun gibi. Sonuç, tabiat kanunları tanınmalı, ona uygun
davranışlar benimsenmelidir.
Anne ve babanın çocuğun eğitiminde aynı paralelde olmaları ciddi bir sorundur.
Yani aynı bilgileri birlikte bilmeli ve uygulamalıdırlar. Görüş ayrılıkları
varsa bunlar uygun şekillerde biran önce ortaya konulup giderilmelidir yoksa
bundan sadece anne baba değil çocuk da çok örselenecektir.
Çocuğun psiko-sosyal özellikleri ve başarılı bir uyumun esasları konusunda enne
ve babanın fikir birliği içerisinde olmaları, aile ve çocuk mutluluğu açısından
aşılması gereken ilk aşamadır.
Çocuk bedensel ve psiko-sosyal gelişimi açısından etrafta zarar verebileceği
eşyaların bulunmadığı bir odada veya en iyisi bir bahçede oynayabilmelidir.
Havanın güzel olduğu durumlarda çocuğun doğa içerisinde olması çok faydalıdır.
Gerek odada ve gerekse bahçede çocuk takip ve kontrolden asla uzak
tutulmamalıdır. Ancak bu müdahale anlamında olmayıp, onun canına ve çevreye
zarar verebilmesini önlemek yönünden önemlidir. Bu yaşta çocuğun pahalı
oyuncaklar yerine tahta küpler, ip, çakıl taşları, eski fakat temiz çantalar,
üst üste.koyarak şekil yapabileceği seramikler, oyuncak el terazisi, sepet,
bozuk ve kullanılamaz duruma gelmiş olan telefon apareyi, belki bir yazı
makinası (daktilo) vb. daha yararlıdır. Kaslarını ve duyularını çalıştırabilmek
yönünden de bu tür aletler gereklidir.
Örneğin bir baba kendi imkânlarıyla 1x1x5 cm. büyüklüklerinde küçük küçük tahta
parçalarını marangoza hazırlatabilir. Kendisi bir pazar günü çocuğuyla birlikte
bunu önce zımparalayabilir. Sonra da onları renk renk yağlı boya ile
boyayabilir. Bunlardan bir sepet dolusu, tahminen 150-200 adet olması, hatta
aralarında farklı ölçülerde tahta parçalarının da boyalı olarak bulunabilmesi
bu kriz dönemini yaşayan çocukların pek işine yarar ve bunları üstüste koymak
suretiyle türlü şekiller yapmak ister. Çok ucuz ve kullanışlı araçlar olurlar.
Üstelik kırılması, yarılması, yutulması gi bi tehlikeler de bulunmamaktadır.
Çocuğun normal gelişimi açısından gürültü etmesi bir gereksinimdir. Fazla sessiz
çocuklar, çok hareketli çocuklardan daha çok endişe uyandırmalıdır. Rehberlik
her şeyden önce sevgi, tolerans, otorite, sabır ve inanma işidir. Çocuğa anne ve
babasından istediği psiko-sosyal hakları sevgi vd. verildiği zaman, ondan da
bazı şeyler istemek ve almak daha kolaylaşır. Örneğin otoritemize itaati gibi.
Nitekim gerçek sevgi ve tolerans görmüş çocuklar anne ve babalarının
otoritelerini daha rahatlıkla kabul ederler ve onlara itaat ederler. Çocuk
üzülüyor, ağlıyor diye onun iyiliği için ondan beklediğimiz işleri yapmıyorsa,
söz tutmuyorsa, bu istediklerimden vazgeçmek, çocuğun işlerini ağlıyarak
yaptırabileceğine dair onda bir kanı oluşmasına sebep olur. Bu nedenle çocuktan
birşeyler isterken bunların istenebilecek şeyler olup olmadığı konusunda önce
iyi karar verip ondan sonra kararlı olarak onu uygulamamızda büyük yararlar
vardır. Örneğin bu dönem bunalımı içerisinde olan çocuğun televizyon seyredip
seyretmemesi konusunda verilmiş ciddi ve tutarlı karar alınmalı ve istikrarlı
bir şekilde uygulanmalıdır. Birgün öyle, birgün böyle birbirini çelişkiye
düşüren davranışlar çocuğu da, aileyi de mutsuzluğa götürür. Çocuğu eğitenlerin
bir süre sonra çocuk karşısında etkisiz hale gelmeleri bundandır.
Yetişkinler, çocuğun akrabaları ve diğer sosyal çevre bireyleri, çocuğu yola
getirmek veya ona karşı yeterince etkili olabilmek için ne kadar araya
girerlerse, çocuğun karşıkoyma tepkileri de o nisbette çok şiddetli olur.
Çocuğun kaprisleri giderek artar. Anne-baba burada esastır. Diğer sosyal çevre
bireyleri anne-babanın otoritesini çocuk üzerinde sarsacak davranışlardan
şiddetle sakınmalıdırlar. Oysa iyilik yapıyoruz diye nice aile yakınları çocuğun
yanında anne ve babayı eleştirirler veya onların koydukları kurallara ters
düşecek tavırlarda bulunurlar. Böylece çocuğun sosyal gelişimi yeni krizler
ortaya çıkarır. Öyle ise, sadece anne babanın değil, tüm bireylerin bu alanlarda
asgarî bilgiyi bilmeleri vatandaşlık görevi olarak mühimdir.
Çocuğun kaprisleri karşısında yapılabilecek en iyi hareket tarzı, çocuğun
tehlikesizce yapabileceği şeyleri yapmasına izin vermek, öte yandan da
kaprislerini görmemezlikten gelmektir. Suçları karşısında veya yapması lazım
gelen işlerinde sarsılmaz bir sesle ve sakinlikle onu eğitmek gerekir. Bundan
çıkan anlam şöyle de olabilir: Çocuğu hoşuna gideni kırmakta, kapıları
karalamakta, duvarları çizmekte serbest mi bırakmak lâzımdır. Verilecek cevap,
evettir. Çocuğun kaslarını ve duyularını geliştirebilmek için buna ihtiyacı
vardır. Çocuğun ilaca ihtiyacı olsa bu alınmayacak inidir? |